Türkiye-Türkmenistan İşbirliğinde Enerjinin Artan Önemi

“Türkiye-Türkmenistan İşbirliğinde Enerjinin Artan Önemi” başlıklı panel Enstitümüzün Seyyid Hasan Paşa Konferans Salonunda gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü ve Hazar Strateji Enstitüsü(HASEN) işbirliğinde yapılan, akademisyenlerin ve öğrencilerin yoğun katılımın olduğu panelde açılış konuşmalarını yapan Avrasya Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Bekir Günay şunlar söyledi:

“İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü olarak Avrasya coğrafyasını birçok açıdan takip etmeye çalışıyoruz. Biz Avrasya coğrafyasını biraz farklı algılıyor ve bunu şekillendiremeye çalışıyoruz. Biz Orta Asya, uzak Asya, Rusya’yı da Avrasya olarak algılıyoruz.

Türk dünyası ikinci 20 yılına giriyor. Tek devlet iki millet mantığı Orta Asya’da şekillenmeye başladı enerji burada şekillendirici bir role sahip.

Türkmenistan Türkiye’de önemli yatırımlar planlıyor. Azerbaycan Türkiye’de büyük yatırımlar yapıyor.  Bölgenin Türkiye ile ilişkileri daha da artarak devam edecek.”

Hazar Strateji Enstitüsü Bilim ve Uzmanlar Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bülent Aras ise açılış konuşmasında “İlk 20 yılda bölgede kritik altyapılar inşa edildi. Bu ikinci 20 yılda bunun üzerinde yatırımlar devam edecek enerji belirleyici. Enerji jeopolitiğinde bu bölgedeki ülkeler belirleyici konuma geçti. Bu altyapı üzerinde sıçrama gerçekleştirecek bölge. Önemli anlaşmalar yapılıyor, önemli aktörler birbiri ile barışıyor. Herkesin bölgeye ilişkin hesapları var. Türkiye’de kendi hesaplarını yapmak zorunda” dedi.

Türkiye’nin Aşgabat Ticaret Baş müşaviri Serdar Akan, 4,5 yıl önce ilk gittiği Türkmenistan ile bugünkü Türkmenistan arasında büyük farklar olduğunu ifade etti. Akan, “4,5 yıldır görev yapıyorum. İlk gittiğimdeki Türkmenistan ile şimdiki Türkmenistan arasında büyük farklılıklar var. Türkmenistan büyük aşamalardan geçti. Türkmenistan, mevcut enerji kaynakları ve bunlardan elde ettiği geliri kalkınmaya harcıyor” dedi.

Türkmenistan dünya doğal gaz rezervlerinde 4. Sırada

Oturum moderatörlüğünü Hazar Strateji Enstitüsü Bilim ve Uzmanlar Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bülent Aras’ın yaptığı panelde ilk sözü alan Anavatan Türkmenistan Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Av. Dr. Döwran Orazgylyjow konuşmasında şunları söyledi:

“Türkmenistan dünya doğal gaz rezervlerinde 4. sırada. Dünya doğalgaz rezervlerinin %10-12 si Türkmenistan’da.

Türkmenistan bugün Çin, Rusya ve İran’a gaz ihraç ediyor. Çin’e ihracat 2009’da başladı, 2020’lere gelmeden Çin’e sattığı miktar yıllık 65 milyar metreküpe kadar çıkacak. 2030’da dünyadaki enerji tüketiminin %27’si Çin tarafından yapılacak. Avrasya coğrafyasının en önemli gaz tedarikçisi durumunda şuan Türkmenistan.”

“Türkiye bölgede atılım yapmakta geç kaldı”

HASEN Uzmanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ise, “Türkiye ve Türkmenistan ilişkilerinin gelişmesi son derece önemli. Bölgede üç önemli liman var. Elet, Türkmenbaşı ve Aktau limanlarını Hazar Bermuda Üçgeni olarak nitelendire biliriz. Enerji alanındaki ikili ve çok taraflı işbirliği, Türkmenistan ile Türkiye ilişkilerinin diğer önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Türkmenistan’ın hidrokarbon rezervleri, Türkiye dâhil Avrupa’da enerji arz güvenliğinin sağlanmasında çok ciddi bir fırsat sunmaktadır” diye konuştu.

“Bölge yeniden tanımlanıyor”

Avrasya Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Bekir Günay ise panelde, İlk 20 yıl hamaset ekseninde geçti artık ikinci 20 yılın realite ekseninde geçmesi gerekiyor. 2003’den beri Türk Dış Politikasında temel değişiklik var. Ezber bozuldu. Türkiye bölgesel güç olmak için hamleler yapıyor. Değişik faaliyetlerde bulunuyor. Burada en büyük eksilerinden birisi enerjide dışa bağımlı olması. Eğer enerjide zayıf noktanız bağımlılığınız varsa ister bölgesel ister küresel boyutta bu eksileri de beraberinde getiriyor.

Dünya Asya’ya doğru kümeleniyor. Dünya Avrasya üzerinde şekillenecek. Burada eskiden sömüren Avrupa, sömürülen Asya vardı. 20. Yüzyıl böyle geçti. Petrolden ne çıkar sorunun cevabı geçen yüzyılda kan çıkarak görüldü özellikle Orta Doğu’da.

Dünya’da güç Asya’ya kayıyor. Biz uzun süre AB’ye kitlendik. Asya ve özellikle orta Asya’yı hamasi şekilde anlıyor, değerlendiriyoruz. Asya’nın tarihine baktığımızda üç temel güç görüyoruz. Türkler, Çinliler ve Ruslar. Bölge yeniden tanımlanıyor.

Türkiye’nin bölgesel söylemlerinin içini enerji ile doldurması gerekir. Enerjiyi gerçek manada Türk enerjisini birleştirmemiz gerek.

Enerji güvenliğini silahlı şirketlerle değil. İnsanlara verelim istihdam alanları yaratarak, oralardaki insanların ekmeğini oradan çıkarmasını sağlayarak onların geçen boru hatlarına sahip çıkmasını sağlayalım” şeklinde konuştu.

 Basında Türkiye-Türkmenistan İşbirliğinde Enerjinin Artan Önemi 
 Sabah Gazetesi