Konfüçyus Düşüncesi Perspektifinde Medeniyetler İttifakı

31.05.2012-01.06.2012 tarihleri arasında düzenlenen Medeniyetler İttifakı İştirakçiler Forumu kapsamında ülkemize gelen dünyaca ünlü felsefe profesörü ve Konfüçyanizm uzmanı Prof. Dr. Tu Weiming, 04.06.2012 Pazartesi günü İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü’nde “Konfüçyus Düşüncesi Perspektifinde Medeniyetler İttifakı” başlıklı bir konferans verdi.Tu Weiming konferansa medeniyetler arası diyaloğun dünyanın tarihsel sürecine olan katkısına değinerek başladı. Samuel Hungtington’ın 21. yüzyıl dünya panaroması hakkındaki görüşlerinden örnekler veren Weiming, Francis Fukuyama’nın tezini geliştiren ve Batı’nın gücü karşısında yükselen Doğu medeniyetleri ile olası çatışmalar öngören Hungtington’ın görüşlerini George W. Bush’un dış politikada uygulamasına dikkat çekti. Ardından ise Hungtington’ın İslam Dünyası hakkındaki görüşlerini Bernard Lewis’den aldığını söyleyerek, onun olası çatışmaları bu yüzden öngördüğünü ve kendisinin buna katılmadığını, kendi görüşlerinin İslam felsefesinin kültürler arası ilişkilere yön verdiğini söyleyerek medeniyetler arası çatışma değil, medeniyetler birliğini öngören Edward Said’e daha yakın olduğunu belirtti. Bu doğrultuda Kofi Annan ile birlikte Medeniyetler İttifakı Forumu’nun temelini atışlarını anlatan Weiming, şu an bu çalışmayı en çok sahiplenen ülkelerin Türkiye ve İspanya olduğunu söyledi.Konuşmasının kalan kısmını Konfüçyanizm perspektifinden medeniyet ittifakına ayıran Tu Weiming, Konfüçyus’un üç temel felsefesi açısından medeniyetler ittifakına yaklaştı. Bu üç temel felsefeden ilki olan öğrenme ve öğretmenin ilk önce insan olmayı öğrenme olduğunu söyleyerek, ilk önce karşımızdakinin kültürünü öğrenmemiz, sonra da kendimizi ona öğretmemiz gerektiğini anlatarak, bunun da ikinci felsefe olan hoşgörüyü gerektirdiğinin altını çizdi. Taoizm, Budizm ve Konfüçyanizm’in birbirini tamamladığını, hepsinin temelinde bir hoşgörü yattığını ve dolayısıyla Çin’de hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünün öne çıktığını söyleyerek aslında bunun bütün Doğu Asya’da olduğu, Doğu Asya kültüründe dinlerin çatışma yaratmadığını belirtti. Üçüncü felsefe olan diyaloğun ise yine hoşgörüyle başladığını vurgulayan Weiming, diyaloğun saygıyı getirdiğini ve karşısındakini tanımanın da diyalogla başladığını anlatarak ayna etkisinden bahsetti. Filistin-İsrail çatışmasının hoşgörüsüzlük ve karşısındakinin varolduğunu kabullenemeyen saldırgan İsrail kaynaklı olduğu yolunda Richard Falk’un görüşlerinin doğruluğunun altını da çizerek İsrail’in bu tavrının 11 Eylül olayları sonrasında Amerika’da da baş gösterdiğini anlataran Tu Weiming, bunun da iki ülke arasında “Kutsal Olmayan İttifak”a yol açtığını söyledi. Amerikan toplumunda aslında çatışma olmadığını, bunun 11 Eylül kaynaklı olarak doğduğundan bahsederek, Barack Obama’nın başta bu çatışmayı kırdığını fakat iktidar sarhoşluğuyla Bush’a yakın söylemler vermeye başladığını da belirtti. Tu Weiming, daha sonra diyaloğun özünde görüş değiştirme ve kendi fikirlerini empoze etme olmadığını ve üç temelden oluştuğunu söyledi. Bu üç temelin ilki olan dinlemenin sempati ve empati meselesi olduğunu, ancak kendini vermeyle gerçekleşeceğini vurgulayarak, dinlemenin ikinci temel olan kendini geliştirmeyi getireceğini, bunun da yine farklı dinlerle diyalog kurarak mümkün olacağını anlattı. Farklılıklardan korkmamamız gerektiğini anlatan Weiming, en büyük ihtiyaçlarımızdan birinin de geçmiş nesillerin bilgi birikiminden faydalanmak olduğunun altını çizdi. Son olarak diyaloğun üçüncü temeli olan yüz yüze yapılması kuralından da bahseden Tu Weiming, konuşmasını soru-cevap kısmıyla tamamladı.
 
Etkinlik Videoları