MÜDÜRÜMÜZDEN

 

 

Bu çalışma Türk ve Kore modernleşme süreçlerini   politik, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla karşılaştırma amacı taşımaktadır   ve tartışmasını iki temel problem etrafında sürdürmeyi denemektedir.   Bunlardan ilki modernleşme örüntülerini birbirinden ayırdeden, kendine özgü   olguları (differentia specifica) tespit ve izah etmektir. Diğeri ise iki  farklı modernleşme sürecinin ortak ya da benzer olguları üzerinden bir   mukayese gerçekleştirmeye çalışmaktır. Dikkat edildiğinde bu iki çabanın   hayli iddialı olduğu ve çok boyutlu bir analiz gerektirdiği çok açıktır. Öte   yandan barındırdığı bir diğer güçlük ise mukayese fikrinin bizzat kendisine   ilişkindir. Şöyle de sorulabilir: Birbirlerinden coğrafi olarak uzak olduğu   gibi tarihsel ve toplumsal bakımdan da bambaşka birikimlere sahip bu iki   örüntüyü kıyaslamak mümkün müdür?  ya   da, nasıl bir kıyaslama bizi sağlıklı sonuçlara ulaştırabilir?Bu, cevaplaması hayli zor bir soru olduğu gibi ciltler   dolusu bir tartışmanın konusu olabilecek kadar vâsi bir meseledir. Hele hele   idiyografik ve nomotetik epistemoloji arasında sıkışmış olan ve kendine özgü   bir epistemolojisi olmayan sosyal bilimlerde mukayese pratiği, araştırmacının   elinde son derece tehlikeli bir kimyaya dönüşebilir.

Bu çalışma iki sorunun karşımıza çıkarabileceği zorlukları   ve muhtemel itiraz noktalarını bertaraf etmek üzere, incelemeye çalıştığı   probleme ‘uygun’ bir bakış açısı benimsemeye çalışmıştır. Temelde Kore ve   Türkiye mukayesesi fikrinin kökeninde ahlȃkî bir motivasyonun bulunduğu   söylenebilir: köklü kültürel gelenek birikimlerine sahip; birbirlerine yakın   zaman diliminde, birbirine benzer olguları deneyimlemiş olan iki ülkede çok   farklı çıktılar ortaya çıkmıştır. Bu gözlemden hareketle bu çalışma, her iki   modernleşme sürecinin kendilerine özgü ortak ve en önemli   ekonomik/politik/kültürel olgularını tespit edip, bunların bir modernleşmeyi   başarmak yönünde a) hangi somut sosyo-ekonomik/politik hamleler vasıtasıyla   b) nasıl tasarruf edildiğine odaklanmıştır

Bu amaçla her iki modernleşme örneği, bütün yönleriyle değil,   sadece politik, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınmaya çalışıldı. Bu   bakımdan kitap üç kısımdan oluşmaktadır. Politika alt başlığı içinde, Gökhan   Karsan tarafından kaleme alınan makalede, Türkiye’de Devletçi (merkeziyetçi)   politik kültürün Cumhuriyet dönemi boyunca öz olarak aynı kalmakla birlikte   sadece form değiştirerek günümüze kadar devam edegeldiği tezini işlemeye   çalışmaktadır. Yazar, devletin sivil küreyi kontrol altında tutma   düşüncesinin İmparatorluk döneminden miras bir zihniyet olduğuna ve bunun   modernleşmeyi berkiten bir etkisi bulunduğuna dair bir tartışma yürütmeye   çalışmıştır. Bu kısma ait Prof. Dr. Na Chong Won ve Ayhan Özer tarafından   gerçekleştirilen ikinci çalışma, Kore’de politik kültürü demokratikleşme ile   bağlantılı olarak ele almaya çalışmaktadır. 1950’li yıllarda sivil otokrasi,   1960’lı yılların başından 1987’ye kadar ise askerî hükümetlerle yönetilmiş   olan Kore’de gelenek, otokrasi ve demokrasi bağlamında siyasi kültür   incelenmektedir. Bu kısımdaki üçüncü makale Türkiye ve Kore tarihinin ortak   olgularından olan askerî darbeleri karşılaştırmalı olarak incelemeyi   denemektedir. Bu amaçla Kore ve Türkiye’de yaşanan darbe dönemlerinin   ekonomik gelişmeye ve demokrasinin kazanımlarına etkisi üzerine ilgi çekici   mukayeseli bir analiz gerçekleştirmişlerdir. Erhan Atay ve Gökhan Karsan   tarafından yazılan son makalenin vermek istediği mesaj, çalışmanın   başlığından kolaylıkla anlaşılabilir: Kore Aynasından Türk Modernleşmesi.   Böylece bu çalışma her iki ülkede ortak olan devletçi ekonomik kalkınma ve   sekülerleşme politikalarının ekonomik kalkınmaya etkisi ve doğurduğu   sosyo-politik sonuçlar üzerine bir tartışma yürütmeyi denemektedirler.

Ekonomi başlığında yer alan ve Görkem Bahtiyar ile   Hasan Bakır’ın kaleme aldığı ilk çalışmada Güney Kore ve Türkiye ekonomileri,   makroekonomik performansları açısından karşılaştırılmaktadır. Ayrıca bu   çalışmada, Güney Kore’nin yaşadığı ekonomik büyümenin ve orta gelir   tuzağından kurtulmayı başarmasının arkasında yatan en önemli faktörlerden   birisinin inovasyon alanında gerçekleştirdiği gelişmeler olduğuna   değinilmektedir. Bunun gerçekleşmesinde en önemli rolün, eğitim ve Ar-Ge   sisteminde gerçekleştirilen başarılı uygulamalar olduğu gerçeğine de vurgu   yapılmaktadır. İkinci makalede, ekonomik kalkınma ve endüstrileşme   politikalarında bilim, teknoloji ve eğitim politikalarının önemi üzerine   durulmuştur. Buna göre, devletin ve özel sektörün eğitim kurumlarının   işletilmesinde, Ar-Ge faaliyetlerinin yürütülmesindeki görev paylaşımı ve   karşılıklı koordinasyon, ulusal bilim ve teknoloji politikalarının   başarısında önemli faktörlerdendir. Bu başarılı politikalar ise ulusal   entelektüel sermaye birikimine ve ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesine etkide   bulunurlar. Erhan Atay tarafından gerçekleştirilen bu karşılaştırmalı   çalışmada, Türkiye’nin ve Kore’nin ulusal entelektüel sermayelerinin birikim   sürecini anlamaya ve hâlihazırdaki durumlarını karşılaştırmaya yönelik bir   analiz yapılmaktadır. Ayrıca, ulusal entelektüel sermayenin önemli   bileşenleri olan bilim, teknoloji ve eğitim politikalarının tarihsel gelişim   süreçleri incelenmiş ve istatistiki bilgiler kapsamında farklı ve benzer   yönlerine işaret edilmiştir. Ekonomi başlığındaki son makalenin konusu Ar-Ge   ve inovasyonun önemini erken kavrayan Kore’nin, ekonomik gelişmesini   teknoloji ve inovasyon temelinde inşa etmesi üzerinedir. Son yıllarda   dünyanın birçok ülkesinde Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri (KOBİ) destekleme   ve geliştirme amaçlı politikaların arttığı bilinmektedir. Ekonomik gelişimi,   temelde, daha ziyade büyük ölçekli işletmelerin desteklenmesine dayanan Güney   Kore, 1997 Asya Ekonomik Krizi’nden sonra KOBİ’leri desteklemeye daha çok   önem vermiştir. Birkan Arslan tarafından kaleme alınan bu çalışmada,   KOBİ’lerin Güney Kore ekonomisindeki yeri ve Ar-Ge ve inovasyon   sistemlerindeki konumu incelenmiştir.

Toplum başlıklı kısımda yer alan ilk makale Türkiye’de   Köy Enstitüsü ve Kore’de Yeni Toplum Hareketi projelerinin, ülke kalkınmasına   ve modernleşme süreçlerine olan etki ve katkısı ele alınmaktadır. Erhan Atay   ve Gökhan Karsan’ın yazarı olduğu bu çalışma, ele aldığı örnekolayları,   kırsal mobilizasyon ile modernleşme ilişkisi bağlamında mukayese etmeye   çalışır. İkinci makale yine Erhan Atay ve Gökhan Karsan imzalıdır. Bu uzunca   sayılabilecek çalışma Kore ekonomik gelişiminin sosyo-kültürel boyutlarına   odaklanmaktadır. Yeni-devletçi yaklaşımın bakış açısına ve kavram takımına   başvuran bu çalışma politik elitler marifetiyle tasarruf edilen   milliyetçiliğin ve Konfüçyanizmin yeniden yorumunun ülke kalkınmasındaki rolü   üzerine ayrıntılı bir analiz gerçekleştirmektedir. Ekonomi başlığındaki   üçüncü makalenin vurgusu, üniversitelerin sadece endüstrinin işgücü   ihtiyacını karşılayan kurumlar değil aynı zamanda ulusal inovasyon sisteminin   vazgeçilmez bir unsuru olan Ar-Ge faaliyetlerinin gerçekleştiği merkezler   olduğudur. Yavuz Keçeli’nin yazdığı bu çalışmada Kore’nin kalkınmasında   önemli bir unsur olan üniversitelerde, araştırma laboratuvarlarının   işleyişini anlatılmaktadır. Yazarın kendi tecrübelerinden örneklerle   zenginleştirdiği çalışma, araştırma laboratuvarının işleyişinin kültürel   değerlerle nasıl şekillendirildiğine dair önemli tespitler ihtiva etmektedir.   Kitabın ve bu kısmın son iki makalesi çok dikkat çekicidir. Bunlardan ilkinde   Prof. Dr. Lee Hee Soo, Cumhuriyet’in kuruluşunun ilk yıllarında Türkiye’yi   ziyaret eden Koreli gezginlerin kaleme aldıkları yazıların, doğulu bir bakış   açısından Türkiye’yi nasıl değerlendirdiğini gözler önüne sermektedir.   Ayrıca, çok fazla bilinmeyen bir gerçeğe; Kurtuluş Savaşı’nın, Türkiye Cumhuriyeti’nin   kuruluşunun ve Atatürk’ün Kore’deki bağımsızlık hareketlerine yaptığı etkiye   değinmektedir. Bu yönüyle Prof. Dr. Lee’nin çalışması Türk kimliğine ve   Türkiye’nin diğer coğrafyalara olan etkisine dair önemli bir açığı   kapatmaktadır, denilebilir. Diğer çalışma ise Lemi Akın imzalıdır. Yazar, 19. yüzyılın sonlarında, bir Rus   vatandaşı tarafından yazılarak Osmanlı Türkçesine tercüme edilmiş “Kore   Seyahatnamesi” adlı eserden yararlanarak, ilgili dönemin Kore’si hakkında   tespitlerde bulunmuştur. Özellikle Kore içerisinde büyük karışıklıkların   olduğu bu dönemin siyasi yapısını ortaya koymaya çalışmış, dönemin kültürel   ve toplumsal yapısına da değinmiştir. Bu bilgiler ışığında okuyucuya 19.   yüzyıl Kore’si ile günümüz Kore’sini karşılaştırma gibi çok önemli bir imkȃnı   sunmaya çalışmıştır.

Bu kitap iki bakımdan önemlidir.  Birincisi Türkiye’de fazla örneği olmayan   mukayeseli modernleşme süreçleri analizlerine bir yenisini eklemek   bakımındandır. İkincisi ise aslında son derece önemli olmasına rağmen Türk akademisinin   ilgisini yönlendirmediği Kore modernleşmesine dikkatleri çekmektir. Bu   çalışma bu iki eksikliği bertaraf etmeye dönük son derece mütevazi bir adım   olarak görülmelidir.

 

                                                                                                        Doç. Dr. Bekir GÜNAY

                                                              İstanbul Üniversitesi

                                                                Avrasya Enstitüsü Müdürü